Sivas’ın şehir merkezinde, günlük hayatta kalabalık caddeler üzerinde yürüyen binlerce insanın yanından geçerken fark etmediği derin bir tarih bulunuyor. Tarihi Aliağa Camii, sadece bir ibadethane olmanın ötesinde, bu kentin kültürel hafızasını yaşatan önemli şahsiyetlere ev sahipliği yapıyor.
Aliağa Camii’nin Gizli Geçmişi: Dört Mezar Taşı
Caminin arka bahçesinde yer alan ve çoğu insanın gözünden kaçan dört mezar, Sivas’ın ve Türkiye’nin derin geçmişine ışık tutmakta. Bu mezarlar, Türk edebiyat tarihine damga vuran eserlerin yazarlarının köklerini günümüze taşıyor. İlgisizce geçilen bu mezar taşları, geçmişte yaşamış büyük yazarların anılarını hafızalarımıza kazıyor.
Peyami Safa’nın Babası İsmail Safa Efendi Sivas’ta Sonsuzluğa Uzanıyor
Bu tarihi mekân içerisinde ebedi istirahatgahında yatan en dikkat çekici isim, ünlü Türk yazar Peyami Safa’nın babası Şair İsmail Safa Efendi. “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” ve “Cingöz Recai” gibi önemli eserleri kaleme alan İsmail Safa, Sivas’taki bu mütevazı cami bahçesine gömülerek, edebiyat tarihine bıraktığı mirasıyla unutulmaz bir şekilde anılıyor.
Babasız Büyüyen Peyami Safa ve Süregelen Ziyaretler
Mezar taşında yer alan kayıtlara göre İsmail Safa Efendi, 1901 yılında vefat etti. Oğlunun doğumundan yalnızca iki yıl sonra hayata veda eden Safa Efendi, Sivas topraklarına emanet edildi. Peyami Safa, henüz çok küçük yaşta babasız kalmanın verdiği derin bir hüzünle büyümek zorunda kaldı. Edebiyatseverler, 2026 yılında da bu tarihi caminin bahçesindeki anlamlı kabri ziyaret etmeye devam ediyor. Bu ziyaretler, Safa’nın anısını yaşatmaya ve Türk edebiyatına katkı sağlayan isimlere olan saygıyı göstermeye olanak tanıyor.